| Organik Tarım |
|
|
|
| Engin OK tarafından yazıldı. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
ORGANİK TARIM
Ekolojik Tarım Sistemi: Tüm bu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amacıyla kimyasal gübre ve tarımsal savaş ilaçlarının hiç ya da mümkün olduğu kadar az kullanılması, bunların yerini aynı görevi yapan organik gübre ve biyolojik savaş yöntemlerinin alması temeline dayanmaktadır. Bu üretim şekli değişik ülkelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Almanca ve Kuzey Avrupa dillerinde “Ekolojik Tarım”, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolcada “Biyolojik Tarım”, İngilizcede “Organik Tarım” Türkiye’de ise "Ekolojik veya Organik Tarım" olarak kullanılmaktadır.
Organik Tarım: Ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içermekte olup, esas olarak sentetik kimyasal tarım ilaçları, hormonlar ve mineral gübrelerin kullanımını yasaklaması yanında, organik ve yeşil gübreleme, münavebe, toprağın muhafazası, bitkinin direncini artırma, doğal düşmanlardan faydalanmayı tavsiye eden, bütün bu olanakların kapalı bir sistemde oluşturulmasını öneren, üretimde sadece miktar artışının değil aynı zamanda ürün kalitesinin de yükselmesini amaçlayan alternatif bir üretim şeklidir.
Organik Tarımın İlkeleri: 1.Doğa ile uyumlu üretim 2.Kapalı Sistem (Kendine Yeterli Tarım) 3.Ekim Nöbeti
B.HAYVANSAL ÜRETİMDE:
DÜNYA’DA ORGANİK TARIMIN GELİŞİMİ
Ekolojik Tarım Avrupa’da 1910’larda uygulanmaya başlamış, kontrollü üretim ise 1930’lu yıllarda yaygınlaşmıştır. 1970’li yıllarda ticari anlamda önem arz etmeye başlamıştır.
IFAOM (Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu): 1972 yılında Almanya’da kurulmuştur. Temel amaçları, tüm dünyadaki ekolojik tarım hareketlerini bir çatı altında toplamayı, hareketin gelişimini sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi, gerekli standart ve yönetmelikleri hazırlamayı, tüm gelişmeleri üyelerine ve çiftçilere aktarmayı amaçlamaktadır. Ekolojik Tarım uygulanan alanlar Avrupa ülkelerindeki tarım alanlarının % 2-3’ü dolayındadır. Bunda tarımsal hareketler üzerinde kuvvetli bir etkiye sahip olan kimyasal endüstrinin etkisi büyüktür. Tüm bunlara karşın ekolojik tarım faaliyetleri her yıl yaklaşık %20-30’luk büyüme hızındadır. 1986 yılında 120.000 hektar olan üretim alanı 1977’de 1,8 milyon hektara ulaşmıştır. Aynı dönemde işletmelerin sayısı da 7.000'den 73.000'e yükselmiştir. Bazı tahminlere göre önümüzdeki 10 yıl içinde dünya ticaret hacminin 11 milyar'dan 100 milyar ABD dolarına yükseleceği kabul edilmektedir. Özellikle AB Ülkelerinde bu konunun önemi anlaşılmış olup; hükümetler düzeyinde ve üniversitelerde büyük gelişmeler görülmektedir.
TÜRKİYE’DE ORGANİK TARIM Avrupa kaynaklı firmaların Türkiye'den ekolojik ürün talebinde bulunması sonucunda 1984–1985 yıllarında ülkemizde ekolojik tarım başlamıştır. Bu yıllarda Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden kuru İncir ve kuru Üzüm ile Ege bölgesinde gerçekleştirilmiştir. Daha sonra bu ürünlere kuru Kayısı, Fındık gibi ürünler de katılarak farklı bölgelerimize yayılmıştır. İlk yıllarda Avrupa kökenli bazı firmalar kendi ihtiyaçları olan ürünleri anlaşmalı çiftçilerle yetiştirmek ve elde edilen ürünleri Türk ihracatçıları vasıtasıyla kendi ülkelerine ithal edebilmek için Türkiye'de ekolojik üretim projeleri tesis etmişlerdir. İlk yıllardaki bu ekolojik üretim faaliyetlerinin danışmanlık, teftiş ve sertifikasyon gibi vazgeçilmez esasları tamamıyla yabancı kişi ve kuruluşlarca yerine getirilmiştir. 1990'lı yılların başında bu konularda az sayıda da olsa Türk uzmanlar yetişmişler ve yabancı firmaların ülkemizdeki temsilciliğini yapmaya başlamışlardır.
YURDUMUZDA ORANİK TARIM YÜRÜTME VE İZLEME ORGANLARI
Organik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesi; Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdür’ün başkanlığında TÜGEM temsilcileri, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü temsilcileri, TÜBİTAK, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri, yetkilendirilmiş kuruluşların temsilcisi, üniversiteler ve özel sektör temsilcileri ile Komitenin toplantı gündemiyle ilgili görüşlerinin alınmasında yarar gördüğü kurum ve kuruluşların temsilcilerinden olmak üzere en az on kişiden oluşur. Komite organik tarımın geliştirilmesi ve uygulanması ile ilgili stratejileri belirlemek üzere yılda en az bir kez toplanır ve alınan kararları tavsiye niteliğinde olmak üzere Organik Tarım Komitesine iletir.
Organik Tarım Komitesi (OTK); Komitenin oluşumu; Bakanlık, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü, Strateji Geliştirme Başkanlığı ile Dış İlişkiler ve Avrupa Topluluğu Koordinasyon Dairesi Başkanlığı tarafından görevlendirilecek temsilcilerinden, Bakan veya yetkilendireceği müsteşar veya müsteşar yardımcısının onayı ile kurulur. Yukarıda adı belirtilen kuruluşlardan en az bir üye olmak üzere komiteye alınacak üye sayısını Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü belirler. İhtiyaç duyulması halinde Teftiş Kurulu Başkanlığı ve Hukuk Müşavirliği’nden Komiteye birer üye alınabilir. Komite başkanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürü veya yetki vereceği Genel Müdür Yardımcısı veya Alternatif Tarımsal Üretim Teknikleri Daire Başkanı tarafından, Komite sekreteryası ise Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Alternatif Tarımsal Üretim Teknikleri Daire Başkanlığınca yürütülür. Bu komite ülkedeki organik tarım faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, geliştirilmesi, tanıtılması, takip ve kontrolünden sorumludur. Kontrol ve kuruluşlarına çalışma izni vermek ve çalışmalarını denetlemek görevleri arasındadır.
Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO): Ekolojik Tarım hareketini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla 1992 yılında kurulmuştur. Aynı yıl içinde İzmir'de yapılan "2. Akdeniz Ülkelerinde Ekolojik Tarım Konferansı", ETO tarafından organize edilmiştir.Bu şekilde ekolojik tarım alanında ülkemizde yeni bir süreç başlamış olup, İzmir bu hareketin merkezi durumuna gelmiştir. Ekolojik Tarım faaliyetlerinin ülkemizde ilk olarak Ege bölgesinde İzmir'de başlamış olması, ürün işleme tesislerinin büyük kısmının İzmir'de olması ve üretilen ürünlerin büyük kısmının İzmir limanından ihraç edilmesi nedeniyle, organizasyon kuruluşları, kontrol ve sertifikasyon firmaları gibi ekolojik tarım sektörünün hemen tüm kuruluşlarının merkez büroları İzmir'de yer almaktadır. ETO’nun da katkılarıyla "Bitkisel ve Hayvansal Tarım Ürünlerinin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik", Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 18 Aralık 1994 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik AB normlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Organik ürünlerin dış satımını düzenlemek üzere çalışmalar da devam etmektedir. Günümüzde yaklaşık 92 değişik üründe, 46.523 bin hektarlık arazi üzerinde 12.275 kadar üretici 168.306 ton ekolojik üretim yapmaktadır. Gümrük mevzuatındaki bazı problemler nedeniyle ekolojik tarım sektörünün dışsatım yoluyla ekonomiye katkısı net olarak bilinmemekle birlikte yıllık 150 milyon dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Ülkemizde üretilen ekolojik ürünler büyük ölçüde yurt dışı pazarlara gönderildiğinden ekolojik ürün üretim miktarı ve çeşitliliği yurt dışından gelen talepler doğrultusunda şekillenmektedir. İhracat organizasyonunun gerekliliğinden dolayı üretimler organizasyon kuruluşları tarafından sözleşmeli olarak çiftçilere yaptırılmaktadır. Sözleşmeli tarım üreticilere fiyat ve satış garantisi getirerek avantaj sağlamaktadır. Yapılan sözleşmede taraflar üretim ile ilgili koşulları, fiyat ve varsa prim miktarını açıklayarak mahkemeye başvurma hakkı saklı olmak koşulu ili kanuni güvence altına alınmaktadır. Ekolojik üretimde belirli yasakların olması ve 2–3 yıllık bir geçiş sürecinden sonra ekolojik üretime geçilebilmesi, uzun dönem üretim planlamasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle yapılan araştırmaların yasal geçerliliğinin olması ve taraftarların uyması ekolojik tarımın başarısı için şarttır. Ekolojik ürünlerin çok büyük kısmı dış pazara sunulmakta ve bu ürünlerin bir kısmı doğrudan tüketilmekte, bir kısmı ise normal mamul ürünlerin karışımlarında yer almaktadır. Az sayıdaki uygulamalarda da üreticiler kontrol ve sertifikasyon firması ile doğrudan temas ederek ürünlerini sertifikalandırır ve serbest pazarda satışa sunar.
EĞİTİM FAALİYETLERİ: Türkiye’de ekolojik tarım ürünlerinin yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, ihracatçı taleplerini karşılamak, ürün çeşit ve miktarını arttırmak ve bunları yönetmelik esaslarına göre yapabilmek için uygulamaya konulan ekolojik tarımın yaygınlaştırılması ve kontrolü projesi 1997 yılında başlatılmıştır. Bu projeye göre Tarım ve Köy işleri Bakanlığı, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği ile ortak kurslar düzenlenmiştir. Bu amaçla 80 ilin Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürlerinin katılımı ile ekolojik tarım semineri yapılmıştır.
1997–2000 yılları arasında düzenlenen 6 kursta Bakanlık ve Araştırma Enstitülerinde çalışan 55, Bakanlık ve İl Müdürlüklerinde çalışan 163, farklı kuruluşlarda çalışan 13 ve özel firmalarda çalışan 21 ile herhangi bir kurumda çalışmayan işsiz 58 toplam 333 ziraat mühendisinin katıldığı Ekolojik Tarım Kursu düzenlenmiş ve kurs sonunda kursiyerlere katılım belgesi verilmiştir. 2000yılında da 81 ilin Çiftçi Eğitim ve Yayım ile Proje ve İstatistik şube Müdürlerinden oluşan 139 Ziraat Mühendisinin katıldığı bir Ekolojik Tarım Semineri yapılmıştır. Ekolojik Tarımın yaygınlaştırılması ve kontrolü projesi kapsamında akademik eğitimin yanı sıra tatbiki eğitim içinde "Demonstrasyon İşletmesi" tesis edilmiştir. Bu amaçla İzmir ili Tahtalı İçme Suyu Barajı Koruma Alanı sınırları içinde yer alan Buca-Belen başı-Kırıklar ve Menderes' e bağlı Yeniköy' de birer çiftçide olmak üzere toplam 150 dekar alanda; 10 dekar Zeytin, 6 dekar Bağ, 2 dekar Kiraz, 2dekar Armut, 3 dekar İncir ile 10 dekar alanda Buğday tarımı yapılmıştır. Geri kalan alanlarda ise Domates, Biber, Hıyar, Kavun, Karpuz ve 1 dekarlık alandaise Kekik tarımı yapılmıştır. İşletmelerde kullanılmak üzere tohum, fide,organik gübre ve ilaçlar, kompost, akaryakıt gibi girdiler projeden karşılanmış olup demonstrasyonlar ekolojik tarım konu uzmanlarınca kontrol edilmiştir. Ayrıca proje kapsamında Tahtalı İçme Suyu barajı Koruma alanı sınırları içinde havzada görevlendirilen yayım timleri bölge üreticilerinin katıldığı çiftçi toplantıları yapılmıştır.
ÜLKEMİZDE ORGANİK TARIM SİSTEMİNİN AVANTAJLARI 1.Ülkemizde sentetik kimyasallar çiftçilerimizin büyük bir kısmı tarafından ya çok az kullanılmakta, ya da hiç kullanılmamaktadır. Bu nedenle ekolojik tarıma geçişin kolay olması beklenebilir. 2.Üretici geliri ürüne bağlı olarak artmaktadır (Ortalama %10 artış olduğu tahmin edilmektedir) 3.Fiyatı hızla artan kimyasal gübre, pestisit ve enerji girdilerinden tasarruf edilmektedir. 4.Sözleşmeli tarımla üreticinin tüm ürününün alınması garanti edilmektedir. 5.Ekolojik ürünlerin ihraç fiyatı diğer ürünlerden % 10–20 oranında daha yüksektir. 6.Ekolojik Ürünlerin ihracatı ile ülkemiz tarım ürünleri için ilave bir kapasite yaratılmaktadır. Dolayısıyla ihraç edilen her ton daha önce ulaşılamayan tüketici kitlesine gitmektedir. 7.Özel bilgi isteyen ekolojik tarım modeli Ziraat mühendisleri için yeni istihdam sahaları yaratmaktadır. 8.Ülkemizde çok farklı ekolojik bölgelerin varlığı ve ekolojik çeşitlilik. 9.Dünya’da organik ürünlere yönelen büyük talep 10.Bölgeler arası kalkınmışlık farkı ve köyden kente göçün azaltılmasında olumlu etki yapacaktır. 11.Yöresel ürünlerin markalaşması sağlanabilir. 12.Organik tarıma dayalı sanayi kuruluşlarının gelişmesi
ÜLKEMİZDE ORGANİK TARIM SİSTEMİNİN DEZAVANTAJLARI 1.Ülkemizde tarımsal ürün arzında yıldan yıla önemli dalgalanmalar görülmektedir. Hızla artıp gençleşen nüfus, tüketim düzeyinin ve çeşitliliğinin sürekli artması ve çevredeki ülkelerin hemen hepsinin tarımsal ürün talep eden özellikleri sebebiyle organik tarımın (verimde meydana gelebilecek azalma nedeniyle) kısa vadede gelişmesi zor görünmektedir. 2.Ekolojik tarım metoduyla bitkisel üretimde ortaya çıkan bir sorun, arazilerin çok küçük, parçalı ve birbirine yakın olmasıdır. Bu durum organik üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü ekolojik üretim yapan bir işletmenin çevrede üretim yapan diğer klasik işletmelerde kullanılan kimyasallardan etkilenmemesi mümkün değildir 3.Ekolojik tarım sisteminde yetiştirilen ürünlerin pazarlanması özellikle iç piyasa için yeni ve belirsiz bir konudur. 4.Konunun yeni olması nedeniyle yeterli tarımsal yayım çalışmaları ve eleman bulunmaması ekolojik tarımın diğer olumsuz yanıdır. 5.Ülkemizdeki arazilerin çok küçük ve parçalı olması 6.Tarımsal yayınların yetersiz olması 7.AR-GE çalışmalarının yetersiz olması
TÜRKİYE’DE ORGANİK ÜRÜN İHRACATI (1998–2005)
TÜRKİYE’DE ORGANİK TARIM ÜRETİMİ (1996–2005)
Organik Ürün Üretiminin İlere Dağılımı http://www.tugem.gov.tr/tugemweb/org_urun_dagilim.html KAYNAKLAR: 1.www.izmirtarim.gov.tr/ 2.http://www.tugem.gov.tr 3. AB ve Türkiye’de Organik Tarım
|



Tarım faaliyetlerinde kullanılan ilaç ve gübrelerin insan ve toplum sağlığı üzerindeki zararları günümüzde şiddetini arttırarak hissettirmeye başlamıştır.
Yorumlar